Yapım Ekleri ve Uygulaması
|
Yapım
Ekleri
İsimden İsim Yapma Ekleri
İsimden Fiil Yapma Ekleri
Türkçenin
yapım ekleri, çekim ekleri ve bunlarla ilgili özelliklerine geçmeden
önce kök, gövde, ek
terimlerinin açıklanmasında yarar vardır:
Kök:
Dildeki varlık, kavram ve eylemlerin adları olan, anlamlı en küçük
birim, köktür. Türkçede genellikle tek heceli olan kökler,
dilde önceden beri vardır. Kökler, yalnız başlarına kullanılabildiği
gibi eklerle de kullanılabilir.
Türkçede ister isim kökü ister fiil kökü olsun bütün kökler
her zaman kelime başında bulunur ve (zamir çekiminde kök ünlüsünün
değişmesi dışında) ek alma sırasında bazı ses değişiklikleri
sayılmazsa, kelime köklerinde biçim değişikliği olmaz:
ben-e > bana, sen-e > sana; güç-ü > gücü; sev-gi-li,
dağ-cı-lık; de- > di-yor.
Kullanım alanına yapım veya çekim ekiyle çıkan bütün
kelimelerde kökler açık olarak görünür. Yani çekim ve yapım
ekleri kelimeden ayrıldıktan sonra geride kalan dil birliği bir
anlam ifade eder: bak-ı-ş-mış-lar,
genç-lik-ten. Fakat bazı isim ve fiil kökleri, uzun
zamandır yalnız başlarına kullanılmadıkları için bir kısım
yapım ekleriyle kalıplaşmış olarak bulunurlar. Bu tipteki kökleri
de karşılaştırma yoluyla tespit etmek mümkündür: bek-le-, bek-çi, çap-kın, sav-cı, yed-ek vb.
Türkçedeki kelimeler, isim
soyundan kelimeler ve fiil soyundan kelimeler olmak üzere iki
ana grupta toplandığı için kelime kökleri de anlamlarına göre
isim kökleri ve fiil kökleri
olmak üzere ikiye ayrılır:
İsim kökleri:
Varlık veya kavramları karşılayan kökler isim kökleridir. İsim köklerinin
karşıladığı nesneler veya kavramlar tek başlarına düşünülerek
zihinde canlandırılabilir. Bu özelliğiyle isim kökleri tek başlarına
kullanılabilir: alt, dağ,
deniz, el, genç, gök, ilk, kar, kök, taş, Türk, üst vb.
Fiil kökleri:
Eylemleri karşılayan köklerdir:
al-, bak-, bul-, çalış-, gel-, sor-, oku- vb.
Fiil kökleri, buradaki örneklerde olduğu gibi kendilerinden
sonra kısa çizgi çekilerek yazılmalı ve bu yazılış (al-, bak-) almak, bakmak şeklinde okunmalıdır. Aksi hâlde, emir
kipinde teklik ikinci kişiye göre çekimlenmiş olurlar.
Fiil
kökleri, nesnelere veya kişilere çekim ekleriyle bağlanmak
suretiyle kullanım alanına çıktığı için isim kökleri gibi
tek başlarına kullanılamazlar. Emir kipinin ikinci teklik kişiye
göre çekiminde fiil kökleri, eksiz olarak kullanım alanına çıkmış
gibi görünüyor. Fakat burada da ø ekle bir çekim söz
konusudur: (sen)
oku ø, (sen) sor ø, (sen) yaz ø.
Varlıkları, kavramları ve eylemleri karşılayan isim ve fiil kökleri,
birbirinden tamamen farklı dil birlikleri olduğu için ortak
kök olamazlar. Barış,
boya, güven, sıva, savaş, şiş, tat, toz, yama... örnekleri
hem isim hem fiil kökü gibi görünmektedir. Ancak kelimelerin
etimolojisi araştırıldığında bunların asıllarının fiil
olduğu anlaşılacaktır.
Yansıma kelimelerin köklerini bu iki gruptan birine dahil etmek
gerekirse bunları isim kökü olarak göstermek gerekir: gürültü, horultu, patlama,
haykırmak, vızıldamak.
bin (isim, 1000) - bin- (fiil); göç (isim) - göç- (fiil); güven
(isim) – güven- (fiil); on (isim, 10) - on- (fiil); sap (isim,
balta sapı) - sap- (fiil); var (isim) - var-
(fiil); yaz (mevsim adı) - yaz- (fiil);
yüz (isim, 100) - yüz- (fiil)
gibi örnekler sesteş kök
olarak gösterilebilir.
Gövde:
Kelime köklerinden yapım ekleriyle türeyen, geniş köklerdir. Gövde,
anlam ve kullanılış yönüyle kök gibidir. İsim köklerinden
isim ve fiil gövdeleri; fiil köklerinden fiil ve isim gövdeleri
yapılabilir. Dört çeşit yapım ekinden dört çeşit gövde
yapılır.
İsimden yapılmış isim gövdesi: aş-çı,
av-cı, çağ-daş, köy-lü vb.
İsimden yapılmış fiil gövdesi: baş-la-,
boş-a-, bun-a-l-, tür-e- vb.
Fiilden yapılmış fiil gövdesi:
gör-ü-ş-, piş-i-r-, tara-n-, yaz-dır- vb.
Fiilden yapılmış isim gövdesi:
aç-ı-k, giy-i-m, kaç-ak, ver-gi, yığ-ı-n vb.
Ek:
Kelimelerin yapısında yer alan, tek başına anlamı olmayan, görevini
ve anlamını getirildiği köke göre kazanan biçimlerdir.
Yapı yönüyle sondan eklemeli bir dil olan Türkçede, yeni
kelimelerin türetilmesinde ve dile işleklik kazandırmada ekler,
çok önemli bir görevi yerine getirirler.
Türkçede ekler, yapım
ekleri ve çekim ekleri olmak üzere iki grupta toplanır:
Türkçede, yeni kelimeler türetmenin vazgeçilmez unsurlardan
biri yapım ekleridir. Yapım ekleri, kelime köklerine ve gövdelerine
gelerek dilin anlatım yeteneğini genişleten, dili zenginleştiren
yeni kelimelerin türetilmesinde görev alırlar. Türetme, kökteki
anlamla ilgi kurularak bir düzen içinde dilin kanunlarına göre
gerçekleştirilir. Matematik gibi kuralları çok sağlam olan
dilimizde esasen her köke her türlü ek getirilebilir. Ancak dil
mantığı buna izin vermez. Yapım eklerinin türetme görevi dışında
kelimeye kattığı anlam incelikleri de vardır. Bu yüzden bir
ek, aynı türden bütün kelimelere getirilmez.
Türetme görevini üstlenen yapım ekleri, aynı derecede işlek
değildir. Meselâ, fiil köklerine gelerek fiil isimleri (mastar)
yapan -mak, -mek eki
istisnasız bütün fiillere gelirken fiilden isim yapan -van
eki yay-van gibi bir iki
örnekte görülür. İşlek olmayan ve daha çok bazı
kelimelerde kalıplaşmış olarak bulunan bu tipteki ekler, yeni
kelimeler türetmeye pek elverişli değildir.
İsme getirilen yapım eki, fiile getirilmez. Yazılışları, söylenişleri
aynı olan yapım eklerini karıştırmamak gerekir. Türetilen
kelime isme ait bir çekim eki alıyorsa kelimeye getirilen son
yapım eki, isim yapma ekidir. Kelime, fiile ait bir çekim eki alıyorsa
kelimedeki son yapım eki, fiil yapmıştır. Bu ayrımı cümlede
kullanış biçiminden de anlamak mümkündür: sür-ü-den
kelimesinde -ü eki fiilden isim yapmıştır.
Kelime isme dönüşmeseydi ayrılma (-den)
hâli eki getirilemezdi. sür-ü-dü-k
örneğinde ise -ü
eki fiilden fiil yapmıştır.
Bir eke ait birden fazla biçimin bulunması (bazı istisnalar dışında)
Türkçedeki eklerin genellikle ünlü ve ünsüz uyumlarına
uymasından kaynaklanmaktadır: -dır,
-dir, -dur, -dür; -tır, -tir, -tur, -tür.
Çekim eklerinde (bir-i-si,
hep-i-si gibi bazı
istisnalar dışında) aynı gruptan iki veya daha fazla ek üst
üste gelemez. Ancak yapım ekleri için böyle bir sınırlama
yoktur: yaz-dır-t-tır-ı-l-an.
Türkçenin
yapım ekleri;
a)
İsimden isim yapma ekleri,
b)
İsimden fiil yapma ekleri,
c)
Fiilden fiil yapma ekleri,
d) Fiilden isim yapma ekleri
olmak üzere dört gruba ayrılır.
İsim tabanlarından yeni anlamlı başka isimler türetmede kullanılan
eklerdir. İşlek olarak kullanılanlardan bazıları aşağıda
örnekleriyle birlikte sıralanmıştır:
1.
-lık, -lik, -luk, -lük
a)
Yer isimleri yapar: orman-lık,
saman-lık, taş-lık, zeytin-lik, kum-luk, odun-luk, çöp-lük,
gül-lük, kömür-lük vb.
Dut-luk,
Et-lik, İncir-lik, Yumurta-lık. (Burada özel isim olarak kullanılmıştır.)
b)
Sıfatlar yapar: ay-lık (ücret),
baklava-lık (un), bayram-lık (elbise), dolma-lık (biber), gömlek-lik
(kumaş), hediye-lik (eşya), mevsim-lik (iş) vb.
c)
Alet, araç, gereç isimleri yapar: baş-lık,
kulak-lık, sabah-lık, diz-lik, gece-lik, gelin-lik, sebze-lik,
buz-luk, tuz-luk, yağmur-luk,
ön-lük vb. (çaydan-lık,
iğneden-lik, yağdan-lık örneklerinde ise –lık
ile aynı işlevdeki Farsça –dan
ekinden sonra gelmiştir.)
d)
Meslek ve meslek aşaması gösteren adlar yapar: avukat-lık, işçi-lik, demirci-lik, kılavuz-luk, gözlükçü-lük;
asistan-lık, binbaşı-lık, doçent-lik, general-lik vb.
e)
Rütbe ve makam isimleri yapar: bakan-lık,
başkan-lık, kaymakam-lık, komutan-lık, vali-lik, müdür-lük,
rektör-lük vb.
f)
Soyut isimler ve durum isimleri yapar:
aç-lık, arkadaş-lık, ayrı-lık, çocuk-luk, delikanlı-lık,
erkek-lik, genç-lik, güven-lik, güzel-lik, ihtiyar-lık, iyi-lik,
kadın-lık, kardeş-lik, koca-lık, temiz-lik, vicdansız-lık,
yolcu-luk vb.
g)
Sayı isimlerinden sonra o sayının toplu olarak bulunduğunu
bildiren isimler yapar: altı-lık,
beş-lik, bin-lik, on-luk, dört-lük, yüz-lük vb.
h)
Renk isimlerine getirilince, o rengin yaygın olarak bulunduğunu
bildiren isimler yapar: beyaz-lık,
kara-lık, kırmızı-lık, mavi-lik, mor-luk vb.
ı)
Ana-lık, baba-lık, evlat-lık,
oğul-luk gibi kelimelerde üveylik
anlamı katar.
i)
Bağlılık ve özellik anlamı katan adlar yapar: akılcı-lık, sağcı-lık,
devrimci-lik, gerici-lik, milliyetçi-lik, solcu-luk, toplumcu-luk,
Atatürkçü-lük vb.
j) Aç-lık
tok-luk, az-lık çok-luk, bağ-lık bahçe-lik, var-lık yok-luk,
bir-lik beraber-lik, dir-lik düzen-lik, gül-lük gülistan-lık örneklerindeki
gibi ikilemeler yapar.
k)
Getirildiği isme, çokluk veya topluluk anlamı katar: ağaç-lık, çalı-lık,
çam-lık, çayır-lık, kavak-lık, orman-lık, vişne-lik, söğüt-lük
vb.
2.
-lı, -li, -lu, -lü
a)
Sıfat yapar: anlayış-lı
(arkadaş), sayı-lı (gün), bilgi-li (öğretmen), gölge-li
(yer), renk-li (kâğıt), bulut-lu (hava), gül-lü (bahçe)
vb. gibi.
b)
Bir yere aitlik, bağlılık anlamı katar:
Asya-lı, bura-lı, Konya-lı, Kayseri-li, lise-li, mahalle-li, doğu-lu,
Selçuk-lu, köy-lü, üniversite-li vb.
c)
Yaygın olarak kullanılmayan kök ve gövdelerle kalıplaşmış
olarak, sıfat görevli kelimelerde bulunur:
acık-lı, alım-lı, danışık-lı, paha-lı, tutar-lı giz-li,
elveriş-li, sevgi-li, yer-li, top-lu, us-lu, söz-lü vb.
d)
İkileme kurar: al-lı yeşil-li, an-lı şan-lı, bel-li baş-lı, sağ-lı sol-lu,
der-li top-lu, gece-li gündüz-lü, iç-li dış-lı, iri-li
ufak-lı vb.
İkilemeler
kuran -lı, -li, -lu, -lü
ekinin eski biçimi de böyledir. Fakat diğer örneklerdeki ekin
eski şekli -lıg, -lig, -lug, -lüg olup başka bir ektir:
tat-lıg > tat-lı,
küç-lüg > güç-lü
örneklerindeki gibi.
3.
-sız -siz, -suz, -süz
Olumsuz anlam taşıyan adlar, sıfatlar, zarflar yapar:
ahlâk-sızlık, ar-sız, hır-sız, ök-süz (annesiz), tel-siz; bağım-sız (ülke), görgü-süz (adam); kimse-siz (yaşıyor),
tutar-sız (davranıyor) vb.
Bu ekle, ikilemeler de yapılır:
borç-suz harç-sız, ipsiz sap-sız, iş-siz güç-süz, kayıt-sız
şart-sız, ses-siz ses-siz, tat-sız tuz-suz, yer-siz yurt-suz vb.
4.
-cı, -ci, -cu, -cü; -çı, -çi, -çu, -çü
Meslek, alışkanlık, taraftarlık isimleri yapar:
araba-cı,
bilgisayar-cı, cam-cı, iz-ci, koru-cu, göz-cü, balık-çı,
kitap-çı, diş-çi, iş-çi, simit-çi, tost-çu, gözlük-çü;
şaka-cı, yalan-cı, geri-ci, kin-ci, kader-ci, sol-cu, uyku-cu,
barış-çı, fırsat-çı, halk-çı, inat-çı, yaltak-çı,
milliyet-çi, Türk-çü vb.
5.
-cık, -cik, -cuk, -cük; -çık, -çik, -çuk, -çük
a)
Küçültme, azlık, acıma, sevgi, şefkat bildiren adlar yapar: ada-cık,
az(ı)-cık, adam-cık, ağaç-çık, anneciğim (anne-cik-im),
Ayhan-cığım, boru-cuk, dere-cik, kadın-cık, kedi-cik, kimse-cik,
küçü(k)-cük, teyzeciğim (teyze-cik-im), yavru-cuk, yumuşa-cık
(yumuşak-çık), zavallı-cık..
b)
Hastalık isimleri yapar:
arpa-cık, yılan-cık, kızamık-çık, pamuk-çuk.
c)
Bitki isimleri yapar: kızıl-cık,
dil-cik, gelin-cik...
d)
Organ isimleri yapar: elma-cık
(kemiği), karın-cık, badem-cik, kese-cik, köprü-cük (kemiği),
kapak-çık...
e)
Hayvan isimleri yapar: sığır-cık,
tatar-cık...
f)
Alet isimleri yapar: dağar-cık,
iğne-cik, maymun-cuk, dip-çik...
g)
Yer isimleri yapar: Ayva-cık,
Çınar-cık, Germen-cik, Harman-cık, Ova-cık, Yaka-cık, Göl-cük...
6. -ca, -ce,
-ça, -çe
a) Özellikle sıfatlara ve zarflara çekim eki gibi
gelerek asıl işlevi olan eşitlik,
benzerlik, görelik, nispet gibi anlamları kazandırır: adam-ca, akıl-ca, ala-ca, bu-n-ca,
çılgın-ca, filan-ca, kısa-ca, sarı-ca, soy-ca, yakın-ca,
aile-ce, ben-ce, bilgi-ce, bölüm-ce, deli-ce, ekşi-ce, güzel-ce,
iyi-ce, kendi-n-ce, siz-ce, çocuk-ça, yaş-ça, açık-ça, ak-ça,
adet-çe, geniş-çe, gök-çe...
b) Ayrı-ca, başlı-ca, doğru-ca, düşman-ca, kolay-ca, böyle-ce,
erken-ce, gizli-ce, ön-ce, sert-çe, çabuk-ça, hoş-ça, yavaş-ça
örneklerindeki gibi adlardan, sıfatlardan bazen de
zamirlerden sonra gelerek zarf yapar.
c) Dil ve lehçe isimleri yapar: Alman-ca,
İngiliz-ce, Arap-ça, Fars-ça, Rus-ça, Türk-çe; Çuvaş-ça,
Yakut-ça...
d) Yer isimleri yapar: Çamlı-ca,
Çatal-ca, Çukur-ca, Kozlu-ca, Kumlu-ca, Sapan-ca, Yarım-ca,
Derin-ce, Düz-ce, Sütlü-ce, Yeni-ce...
e) Doğrudan doğruya isimler ve sıfatlar yapar:
o-n-ca, ılı-ca, kokar-ca; ala-ca (karga), aptal-ca (söz), Kara-ca
(Ali) gibi.
7.-daş,
-deş, -taş, -teş
Eşlik, ortaklık, bağlılık, aitlik bildiren isimler yapar:
adaş (<ad- daş), anlam-daş, arka-daş, çağ-daş, gönül-daş,
kardeş (<karın-daş), sır-daş, soy-daş, ülkü-daş, yol-daş,
öz-deş, yön-deş, denk-taş, emek-taş, yurt-taş, kök-teş,
ses-teş.
8.
-ncı, -nci, -ncu, -ncü
Sıralama
ve derece bildiren isimler yapar: altı-ncı,
bir-i-nci, elli-nci, iki-nci,
son-u-ncu, üç-ü-ncü, yüz-ü-ncü gibi.
9
-ar, -er; -şar, -şer
Asıl sayı adlarından üleştirme sayıları yapar. Ünsüzle
biten sayılara -ar, -er; ünlüyle
biten sayılara -şar, -şer
biçimi getirilir: kırk-ar,
on-ar, beş-er, bir-er,
üç-er; altı-şar, iki-şer, yedi-şer gibi.
10.
-sal, -sel
Yapı olarak yanlış olmasına rağmen –sal, -sel eki bugün yaygın olarak kullanılmaktadır. Bilim
eseri yerine bilimsel eser, kamu alanı
yerine kamusal alan gibi
yanlış kullanmalar tercih edilmektedir. Günümüzde nispet
ifade eden î ekinin
yerine -l ( doğa-l, özne-l, yasa-l), -al, -el (ulus-al, söz-el) ve –sal,
-sel (sayı-sal, bölge-sel) ekleri de kullanılmaktadır. Türkçedeki
batı kökenli kelimelerde de nisbet î’si
yerine –k eki de (sosyoloji-k,
biyoloji-k) kullanılmaktadır.
-sal,
-sel
eki açı-sal, anıt-sal, doğru-sal,
duygu-sal, hayvan-sal, kalıt-sal, kara-sal, kut-sal, onur-sal,
tarım-sal, yapı-sal, birey-sel, bitki-sel, bölge-sel, çizgi-sel,
evren-sel, gelenek-sel örneklerinde görüldüğü gibi sıkça
kullanılmaktadır. Ancak yapı olarak yanlış olan bu şekli
yaygın örneklerinin dışında kullanmamaya özen göstermek
gerekir.
Bunlardan başka, getirildiği isme değişik anlamlar katan ve sınırlı
sayıda örnekte rastlanan isimden isim yapma ekleri de vardır.
İsimden türemiş isimler hakkında fikir vermesi düşüncesiyle
bunların çoğu aşağıda örnekleriyle birlikte verilmiştir:
-aç, -eç (boz-aç, kır-aç, top-aç), -ak, -ek (baş-ak, sol-ak, top-ak,
ben-ek),-an, -en (oğulan>oğlan
kız-an, er-en), -cıl, -cil, -cul,-cül; -çıl, -çil, -çul,
-çül (tavşan-cıl, ben-cil, ev-cil,
ölüm-cül, balık-çıl, kır-çıl, et-çil,ot-çul), -cileyin (ben-cileyin,
sen-cileyin), -ç (ana-ç,
ata-ç, baba-ç), -gıl,
-gil, -gül, -kıl, -kil) (Ali-gil,
dayım-gil, kır-kıl, iç-kil, dört-gül), -ka,
-ge (baş-ka, öz-ge), -kan, -ken
(baş-kan, er-ken), -kek (er-kek),
-man,
-men (ak-man,
ata-man, kara-man, konuk-man, yal-man, dik-men, evci-men, gök-men, köle-men, küçük-men>
küçü-men, köse-men, öz-men), -la (kış-la-g>kış-la, yay-la-g>yay-la), -lak,
-lek (av-lak,
kış-lak, kuş-lak, ot-lak, su-lak, ev-lek), -leyin (akşam-leyin,
gece-leyin, sabah-leyin), -msı,
-msi, -msu,-msü (acı-msı, ağac-ı-msı, kırmızı-msı,
sarı-msı, tatlı-msı, tepe-msi, ekşi-msi, yeşil-i-msi, mor-u-msu),
-mtırak
(ekşi-mtırak,
acı-mtırak, sarı-mtırak, mavi-mtırak, yeşili-mtırak), -rak,
-rek (acı-rak,
kısa-rak, tatlı-rak, iri-rek), -sak,
-sek (bağır-sak,
kur-sak, dir-sek, tüm-sek), -sı,
-si, -su, -sü (kadın-sı,
erkek-si, çocuk-su), -şın,
-şin (ak-şın,
kara-şın, sarı-şın gök-şin),
-t (eş-i-t,
yaş-ı-t), -z (altı-z,
beş-i-z, dörd-ü-z, iki-z, üç-ü-z)
İsim kök ve gövdelerinden fiiller yapmak için kullanılan bu
eklerin ayrı ayrı işlevleri yoktur. Hepsinin ortak işlevi,
isimleri fiilleştirmek olduğu için türetilen fiilin anlamını
ekler değil kök veya gövde konumunda olan isimler belirler.
Bunlardan çok kullanılanları örnekleriyle aşağıda gösterilmiştir:
1.
-la-, -le-
İsim soylu kelimelerden fiil gövdesi kurar: ak-la-, av-la-, bağ-la-, baş-la-, nokta-la-, suç-la-, ucuz-la-,
yaz-la, yok-la-, yol-la-, ateş-le-, belge-le-, dem-le-, demir-le-,
diş-le-, giz-le-, kilit-le-, mim-le, ter-le-, ütü-le-; çat-la-,
çın-la-, gür-le-, hav-la-, üf-le- vb. gibi.
Bu ekle yapılan fiillerden bazıları bugün bu şekliyle kullanılmazlar.
-n-, -ş-, -t- fiilden
fiil yapma ekleriyle genişletilmiş olarak yeni bir ek görüntüsüyle
ortaya çıkarlar: can-lan-,
dik-len-, yaş-lan-, bol-laş-, dinç-leş-, iyi-leş-, makine-leş-,
Türkçe-leş-, kir-let- vb. gibi.
Bazı dilciler bu özellik sebebiyle eki, -lan-, -len-; -laş-, -leş-; -lat-, -let- biçiminde de gösterirler.
2.
-al-, -el-
İsim kökleri ve gövdelerinden genellikle dönüşlü çatıda
fiiller kurar: az-al-, boş-al-, bun-al-, dar-al-, kör-el-, yön-el- gibi
3.
-l-
İşlevi, -al- / -el- ekiyle
aynıdır: doğru-l-,
duru-l-, ince-l-, kısa-l-, sivri-l- vb.
4.
-a-, -e-:
İsim soylu kelimelerden fiil gövdeleri kurar: ad-a-, benz-e- (<beniz-e-), boş-a-, kan-a-, oy(u)n-a-, tür-e-, tün-e-
(tün: gece), yaş-a- vb.
İsimden fiil yapan ve sınırlı
kullanım alanı olan diğer ekler (bazı örnekleriyle) şöyle sıralanabilir:
-ar-, -er- (ağ-ar-, baş-ar-, mor-ar-, on-ar-,
ev-er-, göğ-er-); -da-,
-de- (çatır-da-, fısıl-da-,
horul-da-, ışıl-da-, kütür-de- );
-k- (aç-ı-k->ac-ı-k-,
bir-i-k-, geç-i-k->gec-i-k-, göz-ü-k-); -kır-, -kir-, -kur-,
-kür- (fış-kır-,
hıç-kır-, kış-kır-t-, püs-kür-, tü-kür-); -msa-,-mse-
(az-ı-msa-, ben-i-mse-, kötü-mse,
küçükümse> küçü-mse-); -r-
(deli-r-);-sa-, -se- (buğa-sa-, aygır-sa-,
su-sa-, umur-sa, mühim-se-, garip-se-, önem-se-).
|