Türkçede İsim ve Fiil Çekimleri
|
İsim
Çekim Ekleri ve İsim Çekimi
Fiil Çekim Ekleri
İsim ve fiiller aldıkları yapım ekleriyle kelime kökü
olmaktan çıkıp gövde hâline geçince yapım eklerinin görevi
tamamlanmış olur. Yapım ekleri, kelimenin diğer kelimelerle
ilgi kurmasında görev almazlar. Dilin varlık olarak ortaya çıkması
için kelimelerin birbirleriyle ilgi kurarak bir ilişkiye girmesi
gerekir. Türkçede bu işlevi çekim ekleri yerine getirir. Çekim
ekleri, isim ve fiillerin diğer kelimelerle ilgisini kuran,
dile işleklik kazandıran eklerdir.
Çekim ekleriyle ilgili olarak şu özelliklerin bilinmesinde yarar
vardır:
·
Yapım
ekleriyle karşılaştırıldığında çekim eklerinin kullanım
alanı sınırsız olduğu için bu ekler çok işlektir.
·
Çekim
eki, kelimeye yeni anlamlar katmaz, onun diğer kelimelerle ilgi
kurmasını sağlar.
·
Yapım
eklerinden önce çekim ekleri gelemez. İçtenlik,
gündelik, ondalık, toptancı
gibi birkaç örnekte kalıplaşma vardır.
·
Çekim
ekleri, kelimenin yapısında değişikliğe yol açmaz. Meselâ,
çekim eki alan bir kelime türemiş
kelime sayılmaz.
·
Birkaç
çekim eki (-yor,
-ki) dışında, çekim ekleri genellikle ünlü ve ünsüz
uyumlarına uyar.
·
Bir
kelimeye aynı cinsten iki çekim gelemez. Meselâ, bir ismin hem
belirtme hâli eki hem bulunma hâli eki alması gibi bir durum söz
konusu olmaz. Bir-i-si, hep-i-si,
kim-i-si
örneklerinde peş peşe iyelik eki gelmesinin sebebi, ilk
eklerin kelimeyle kalıplaşmış olmasındandır.
·
Yapım
eklerinde olduğu gibi çekim eklerinde de isme gelen çekim
ekleri fiile; fiile gelen çekim ekleri isme gelmez. Sıra-m, sevdi-m örneklerindeki
gibi yazılışları aynı olanların bile adları ve görevleri
farklıdır. (Sıra-m, kelimesindeki -m
eki, teklik 1. kişi iyelik eki olup sıranın
sahibini gösteriyor; sevdi-m
kelimesindeki -m
eki ise teklik 1. kişi eki olup sevme
işinin kim tarafından yapıldığını belirtiyor.)
·
Çekim
eklerinden zamanla çekim eki görevinden çıkıp yapım eki hâline
gelenler vardır: Eşitlik hâli eki -ca -ce;-ça, -çe (alaca,
delice, kısaca,
kolayca, sadece), eski Türkçedeki yön hâli eki -ra,-re ise
sonra, taşra gibi örneklerde
kalıplaşmıştır.
Sağlam cümleler kurmada dikkat edilmesi gereken özelliklerden
biri de cümleyi oluşturacak kelimeler arasındaki ilgiyi, çekim
ekleriyle usulüne uygun olarak kurmaktır. Bu sebeple çekim
eklerinin işlevleri tam olarak kavranmalıdır.
Çekim ekleri, isim ve isim
soyundan kelimelere gelen isim
çekimi ekleri ve fiillere gelen fiil
çekimi ekleri
olmak üzere iki çeşittir:
İsim
çekimi ekleri, isimleri fiillere veya isimleri isimlere bağlamak
suretiyle kelimeler arasında geçici ilgiler kuran eklerdir. İsimler
ve isim soyundan kelimelerin çekiminde işlek olarak kullanılır.
Çokluk eki, soru eki, iyelik ekleri ve hâl ekleri olmak üzere dört
gruptur.
Çokluk eki kelimeler arasında bir ilgi kurmaz. İsmin karşıladığı
nesnenin ya da kavramın sayısının birden fazla olduğunu gösterir:
ağaç-lar,
çocuk-lar, soru-lar, sokak-lar,
düşünce-ler, gelen-ler, güzel-ler,
öğrenci-ler vb.
Özbekler,
Türkler, Ruslar; Konyalılar, köylüler gibi boy, millet ve yer adlarından sonra
gelen -lar, -ler eki
topluluk ve genelleme kavramı verir.
Kişi adlarından ve akrabalık bildiren isimlerden sonra getirilen
-lar, -ler eki, -gil eki görevinde topluluk
ve aile kavramı verir:
Bahadırlar, Betüller, Yiğitler; annemler,
dayımlar, teyzemler.
Tanınmış kişilerin adlarından sonra kullanılan çokluk eki,
çokluk kavramıyla birlikte saygı
ve benzerlik
anlamı da verir: Fatihler,
Mustafa Kemaller, Mimar Sinanlar, Tarık
Buğralar.
Çokluk
ekiyle kurulan ikilemeler de vardır:
dağlar
taşlar, eller
ellerde, güzeller güzeli,
yıllar yılı.
Teklik
olarak kullanılması gereken kelimeler, bazı deyimlerde çokluk
ekiyle kullanıldığında abartma anlamı verir:
Dünyalar kadar iş
var. Sıcaklar bastırdı.
Havalar birdenbire değişti.
Ateşler içinde kıvranıyordu.
Uyarı: Fiil
çekiminde kip eklerinden sonra gelen -lar,
-ler eki ise, eylemin kişisini gösteren, fiil çekimi
ekidir. (çokluk 3. kişi eki). Çokluk anlamıyla fiil çekimlerinin
hepsinde kullanılır:
gelmeliler, sormuyorlar
mı, bildiler,
dinleyecekler mi, görmüşlerdi vb.
gibi.
Soru eki olan mı, mi, mu, mü
isim çekimi eklerinden sonra gelir ve isimleri soru şekline dönüştürür.
Edat kaynaklı olan bu ek ünlü uyumlarına uyar ve ister soru
anlamı katsın ister katmasın her
zaman ayrı yazılır: Anneniz
mi? Bizden mi? Çalışkan mı? Eve mi? Doğru mu? Kitaplarında mı?
Türk mü?; Geldi mi gelmedi mi bilmem. Filme daldı mı her şeyi
unutur.
Soru eki, zaman zaman soru anlamı dışında anlamlar da katar. Böyle
anlatımlarda soru işareti kullanılmaz:
İş
bitti mi giderim. (zaman)
Tatlı mı tatlı. (pekiştirme, abartma)
Param
oldu mu araba alacağım. (şart)
Sen
de mi Brütüs?! (soruyla birlikte şaşkınlık)
İyelik (sahiplik) ekleri, isimlerin karşıladığı nesnelerin
bir kişiye veya nesneye ait olduğunu gösteren eklerdir. İsimden
sonra gelen iyelik eki, o ismin veya nesnenin sahibinin kim ya da
ne olduğunu gösterir.
(benim)
öğrencim örneğinde
özel bir anlam vurgulanmak istenmiyorsa benim
sözünü kullanmaya gerek yoktur. Çünkü öğrencim kelimesinin sonundaki teklik 1. kişi iyelik eki (-m),
öğrencinin kimin öğrencisi olduğunu belirtmektedir.
Teklik 3. kişi iyelik eki, tabloda da görüldüğü gibi ünsüzle
biten kelimelerde –ı
(-i, -u, -ü); ünlüyle biten kelimelerde -sı
-si, -su, -sü şeklindedir.
Su
(sub
>suv > su) ve ne
kelimelerinin iyelik çekimi biraz farklıdır:
su-y-u-m
ne-y-i-m
su-y-u-n
ne-y-i-n
su-y-u
ne-y-i
su-y-u-muz
ne-y-i-miz
su-y-u-nuz
ne-y-i-niz
su-ları
ne-leri
Bu kelimelerde iyelik eklerinden önce araya y
koruyucu
ünsüzü girer. Ne
kelimesinin ne-m, ne-n, ne-si, ne-miz, ne-niz,
ne-leri şeklinde çekimi de vardır.
Teklik ve çokluk üçüncü kişilerde iyelik eki, hem kişileri
hem de isimleri göstererek isim
tamlaması adını
verdiğimiz kelime grubunu kurar:
dönem-in orta-sı,
öğrenci-nin çalışkan-ı, o-nun araba-sı, gül-ün koku-su;
seçmenler-in istek-leri, kitaplar-ın sayfa-ları, işçi-nin
dilek-leri, arabalar-ın reng-i gibi.
Üçüncü kişi iyelik eklerinden sonra, isim hâl eklerinden biri
gelirse, araya n koruyucu
ünsüzü girer. Hâl
ekinden önce n koruyucu
ünsüzü varsa önceki ekin iyelik eki olabileceği unutulmamalıdır:
araba-sı-n-ı, ev-leri-n-de,
köy-ü-n-ü, sevgili-si-nin.
Aitlik
eki (-ki)
Ünlü
uyumlarına uymayan ve çoğu zaman bulunma hâli ve ilgi hâli
ekiyle kalıplaşan bu ek, isim soylu kelimelere gelerek iyelik,
aitlik kavramı verir. Çekim eklerinden sonra geldiği; iyelik
ekleri gibi n koruyucu
ünsüzünü aldığı ve aitlik gibi ikinci bir iyelik işlevini
yerine getirdiği için bu ek, ikinci bir iyelik eki olarak kabul
edilebilir: akşamki, bugünkü,
deminki, önceki, öteki, şimdiki, yukarıki; benimki, onunki,
seninki, şunlarınki; bahçedeki (ağaç), dışarıdaki (hava),
bendeki (talih), sendeki (kitap) gibi.
Cümlede isimleri isimlere, fiillere bazen de edatlara bağlayarak
isimlerin diğer kelimelerle ilgisini kurmaya yarayan asıl çekim
ekleridir. İsimler, bu eklerle başka kelime veya kelime gruplarıyla
ilgiye girerler. Bu ilgiden ismin yalın olarak veya ek alarak
bulunduğu durum ortaya çıkar. Buna ismin
hâlleri veya ad durumları denir.
İsimlerin diğer kelimelerle kurdukları ilgilere göre hâlleri
şunlardır:
İsim ve isim görevindeki kelimelerin taşıdıkları kavramları
gösteren, ø ekli bir çekim biçimidir. İsimlerin teklik, çokluk,
iyelik ve soru biçimleri yalın hâldir:
ağaç, köylü, bitkiler, sevgimiz, bilgisayar mı? gibi.
Yalın hâldeki isimler, yüklemi (ya da eylemi) yapan veya olan
unsur olarak cümlede özne görevinde bulunurlar: Kitaplarım
Mustafa’da kaldı. İğde kokusu odayı doldurdu. Kedi
saatlerce miyavladı.
Yalın
hâldeki isimler bundan başka çekim edatlarıyla kurulan edat
gruplarında isim unsuru olurlar: dev
gibi, dünya kadar, hatır için, pekmez ile.
İsimlere ve isim soylu kelimelere getirilen belirtme hâli eki,
isimleri geçişli fiillere bağlayarak onların taşıdığı
kavramı belirtir. Belirtme hâli eki, ünlü uyumuna göre -ı,
-i, -u, -ü’dür. Ünlüyle biten isimlerde araya -y- koruyucu ünsüzü
girer: bal-ı, dil-i, soy-u,
gün-ü; saygı-y-ı, bilgi-y-i, soru-y-u, görgü-y-ü.
Bu,
şu, o
zamirlerinin belirtme hâliyle çekimi; bu-nu,
şu-nu, o-nu biçimindedir.
Bu eki alan isimler, cümlede kimi,
neyi sorularına cevap olarak nesne görevinde bulundukları için
bu hâle, nesne hâli de
denmektedir. Ev-i
(temizledi), pencere-y-i (açıyor), konu-y-u (bitirdi), Ayşe-y-i
(arıyor) örneklerine dikkat edilirse eylemin bir nesne üzerinde
gerçekleştiği görülür.
Belirtme hâli ekiyle kurulmuş ikilemeler ve deyimler de vardır:
çoluğu çocuğu geçindirmek, evi barkı satmak, elini eteğini
çekmek, huyunu suyunu bilmek, tası tarağı toplamak.
Belirtme hâlinin kimi, neyi,
nereyi sorularına cevap olduğu unutulmazsa bu ek ünsüzle
biten isimlerde, 3. kişi iyelik ekleriyle karıştırılmaz:
Türk Yıldızları geçiyor. (iyelik eki) Yıldızları
seyrediyor. (belirtme hâli eki)
Yaklaşma hâlinin eki -a, -e’dir.
Ünlüyle biten isimlerde araya -y-
koruyucu ünsüzü girer:
boğaz-a, sağ-a, siz-e, şeker-e; Ankara-y-a, tahta-y-a,
Bilge-y-e, gölge-y-e, türkü-y-e. 3. teklik veya çokluk
kişi iyelik eklerinden sonra yaklaşma hâli eki gelirse diğer hâl
eklerinde olduğu gibi araya -n- koruyucu ünsüzü
girer: kapının kolu-n-a,
kendisi-n-e, babası-n-a gibi.
Eylemin yönünü gösteren ve yaklaşma ifade eden bu hâl eki,
isimleri fiillere, bazen de edatlara bağlar: Deftere baktı. Yaz tahtaya bir daha. Bize güveniyor, öğretmene göre,
her şeye rağmen, sınava kadar... Bu örneklerde olduğu
gibi edatlarla birlikte yaklaşmayı, yönelmeyi kuvvetlendirerek
fiile bağlama görevini üstlenirler.
Kişi ve işaret zamirlerine yaklaşma eki geldiği zaman kök ünlüsü
bazen değişir: bana, sana,
ona, bize, size, onlara; buna, şuna, ona, bunlara, şunlara,
onlara.
Yükleme veya eyleme sorulan kime,
nereye, neye sorularına cevap olan yaklaşma hâlindeki
kelime veya kelime grubu cümlede dolaylı
tümleç (yer tamlayıcısı) olur:
Kime söylüyorsunuz?
− Gülşen’e söylüyorum.
Kalemi
nereye
bıraktın?
− Masanın
üstüne bıraktım.
İsmin, kendisinde bulunma ifade eden eylemlerle ilgisini gösteren
hâlidir. İsimlere getirilen -da,-
de; -ta, -te ekiyle yapılır. Herhangi bir yerin, nesnenin,
kavramın veya kişinin yanında,
yakınında, altında, üstünde, sağında, solunda, içinde,...
bulunma, kalma bildirir: dağ-da, internet sayfası-n-da,
Konya’da, sonbahar-da, televizyon-da, bahçe-de, gazete-de, güneş-te,
köy-de, kendisi-n-de, siz-de, Yasemin’de, sınıf-ta, mayıs-ta,
beş-te, gençlik-te,...
Yükleme veya eyleme sorulan kimde,
nerede sorularına cevap olan bulunma hâlindeki kelime veya
kelime grubu cümlede yer
tamlayıcısı olur:
Kimde
para var?
− Bayındır’da
para var.
Nerede
okuyorsunuz?
− Selçuk Üniversitesi-n-de okuyorum.
Bulunma hâli eki, zaman anlamı taşıyan isimlere gelince o zamanın
içinde bulunma anlamını verir. Böyle olunca bulunma hâlindeki
isim, cümlede yer tamlayıcısı
değil zaman bildiren zarf tümleci
olur:
Dersler,
saat 08.30’da başlıyor.
Üniversiteyi
23 yaşında bitirdi.
Bugüne
kadar haziranda kar yağdığını
görmemiştim.
“Suyu
bir nefeste içti., Bir görüşte âşık olmuş., Ne mal olduğunu bir bakışta anlar.” gibi örneklerde de bulunma hâlindeki isim, zarf
tümleci görevindedir.
Bulunma hâli eki eldeci, geçende,
gözde, gündelik, ondalık, sözde, yerinde, yüzdelik gibi
kelimelerde kalıplaşmış olarak yapım eki işlevindedir.
Bu hâl ekiyle kurulmuş tamlamalar, bulunma grupları, ikilemeler
ve deyimler de vardır:
minare boyunda kavak, ceviz iriliğinde dolu, manda kuvvetinde
pehlivan, bilek kalınlığında su; geçmişte bugün, yükte
hafif, pahada ağır, işinde uzman, beşte bir; ayda yılda, elde
avuçta, kıyıda köşede, sağda solda; burnu havada olmak, gözü
dışarıda olmak, eli işte gözü oynaşta olmak, kız beşikte
çeyiz sandıkta, teşbihte hata olmasın vb. gibi.
İsimlere getirilen –dan,
-den; -tan, -ten ekiyle yapılan bu hâl, ismin kendisinden ayrılma,
çıkma, geçiş, uzaklaşma,... ifade eden fiillerle ilgisini
gösterir: ev-den
(geliyorum), kimya bölümü-n-den (mezun oldu), tren Konya’dan
(geçiyor), balkon-dan (düştü).
Yükleme veya eyleme sorulan kimden,
nereden (neden) sorularına cevap olan ayrılma hâlindeki
kelime veya kelime grubu cümlede
yer tamlayıcısı olur:
Kimden öğrendin?
− Serpil’den öğrendim.
Nereden
geliyorsun?
− Evden geliyorum.
Ayrılma hâlindeki kelimeler, yüklemi veya eylemi her zaman
buradaki işleviyle tamamlamadıkları için cümlede her zaman yer tamlayıcısı olmazlar.
-dan, -den;
-tan, -ten ekini alan isim aşağıdaki işlevlerde de
kullanılabilir:
·
Dolayısıyla, sebebinden, yüzünden anlamında
zarflar yapar:
Soğuktan
dışarıya çıkamadık. (Soğuk sebebiyle, soğuk yüzünden)
Yorgunluktan
bayıldı. Sevinçten yerinde duramıyor.
·
Zaman anlamı taşıyan zarflar yapar:
Akşamdan
uyumuş. Aniden düşmüş. Dünden belliydi.
·
Sıfat görevli kelimeler yapar:
sıradan adam,
sudan bahane, uzaktan
akraba, tülden gelinlik; toptan satış,
gümüşten kolye...
·
İkilemeler kurduğu gibi bazı deyimlerde de kullanılır:
Aydan aya, daldan dala, havadan sudan, sazdan samandan, sağdan
soldan, dereden tepeden; sonradan görme, elden çıkarmak...
·
Birazdan,
candan, neden, yüzden, toptan, hiçten, içten gibi kelimelerde kalıplaşmıştır.
Bir ismin başka bir isimle (bazen edatla ve fiille) ilgisini gösteren
hâlidir. İlgi hâli -ın -in, -un, -ün ekiyle yapılır. Ünlüyle
biten isimlerden sonra
-su ve ne (su-y-un, ne-y-in)
kelimeleri dışında- ünlü
uyumuna göre -nın, -nin,
-nun, -nün eki gelir:
duvar-ın, bilim-in, son-un, gün-ün; Konya-nın, çizgi-nin,
kamu-nun, örgü-nün gibi.
·
İsimleri
ve zamirleri iyelik eki almış diğer bir isme bağlayarak isim
tamlaması ve iyelik grupları kurar:
Selma’nın annesi, öğrencinin
çalışkanı, su-y-un sesi,
çiçeğin kokusu, arabaların gürültüsü;
senin sevgin, benim
düşüncem, bizim çabalarımız. (Teklik ve çokluk 1. kişi zamirlerine
getirilen ilgi hâli eki nazal benzeşme
yoluyla m olur:
ben- iñ > benim,
biz-iñ >bizim)
·
İsimleri
ve zamirleri fiillere bağlar:
(bu bilezik) Gökçe’ninmiş,
(kitabım) senin olsun,
(bütün güzellikler) sizin
olsun.
·
Zamirleri
çekim edatlarına bağlayarak edat grupları kurar:
benim gibi, sizin kadar, bizim için,
sizin ile.
Bahçe
kapısı, döner kebabı, dayısı kızı, baba adı gibi örneklerde ilgi hâli eki kullanılmasa
da bu ek varlığını hissettirir.
Bence,
erkekçe, güzelce, yaşça gibi örneklerdeki eşitlik hâli ( -ca, -ce;
-ça, -çe) eki; dışarı, içeri, ileri, sonra, üzeri, yukarı gibi örneklerdeki
eski yön gösterme hâli (-ra, -re; -arı, -eri) eki ve ansızın., durmaksızın, güzün, kışın, yazın, yayan gibi örneklerdeki
eski n vasıta hâli
eki, günümüzde çoğu örnekte kalıplaşmıştır. -la,
-le vasıta hâli eki ise ile
edatının ek şeklinde yazılmasıyla
ortaya çıkmıştır. Ancak tam olarak ekleşme olmadığı için
–la, -le’ye vasıta hâli eki demek yanlış olur. Bir isim, aynı
türden olmamak şartıyla birden fazla isim çekimi eki alabilir.
Bu durumda ekler, şu sırayı takip eder:
İsim + iyelik eki + hâl eki + (aitlik eki) + çokluk eki + soru
eki
Ev niz
de
ki
ler
mi?
Türkçede
fiiller, her zaman çekimli biçimler hâlinde bulunurlar. Tek başına
kullanılmayan fakat anlamı olan fiiller, kullanım alanına kişi
ekleri, biçim ve zaman ekleriyle çıkarlar.
1.
KİŞİ EKLERİ
Kişi ekleri, fiil çekiminde biçim ve zaman eklerinden sonra
gelerek fiillerdeki hareketi, zamana (veya biçime) göre bir kişiye
bağlayan eklerdir.
(˚ işareti,
ünlü uyumuna göre ı, i, u, ü seslerinden uygun olanının
geleceğini göstermektedir.)
Birinci gruptaki kişi ekleri zamir kaynaklı olup öğrenilen
geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman, istek
kipi ve gereklilik kipi çekimlerinde kullanılır. İkinci gruptaki ekler
iyelik kaynaklı olup görülen
geçmiş zaman ve şart çekiminde kullanılır. Üçüncü gruptaki kişi ekleri ise
emir kipinin çekiminde kullanılır.
Biçim ve zaman ekleri, fiil kökü veya gövdesinin bildirdiği
eylemi biçime ve zamana bağlayan eklerdir. Bunlara kip
ekleri de denir. Fiilin zaman ve anlam özelliğine göre biçimlenmesi,
kullanım alanına çıkması, kişilere bağlanması bu eklerle
gerçekleşir. Bütün fiil çekimlerinde biçim ifadesi olduğu hâlde
zaman ifadesi sadece eylemin yapıldığı zamanı haber veren
bildirme kiplerinde vardır. Demek ki zaman ekleri, eylemin hangi
zaman diliminde geçtiğini bildirmekte; biçim ekleri de eylemin
yapılış şeklini göstermektedir.
Bildirme
kipleri
Yapılan veya yapılacak eylemin hangi zaman dilimi içinde gerçekleştiğini
veya gerçekleşeceğini bir zaman kavramıyla (görülen geçmiş zaman, öğrenilen geçmiş zaman, şimdiki zaman,
gelecek zaman, geniş zaman) bildiren fiil şekilleridir.
Tasarlama
kipleri
Zaman anlamı taşımayan; tasarlamanın şart, istek, gereklilik ve
emir biçiminde yapıldığını bildiren kiplerdir.
Toplam dokuz fiil biçimini oluşturan
biçim ve zaman eklerini bir çizelgede şu şekilde gösterebiliriz:
|