|
Yapılarına
Göre Cümleler
Yükleminin Türüne Göre Cümleler
Yükleminin Yerine Göre Cümleler
Anlamlarına Göre Cümleler
Yapılarına
göre basit, bileşik, bağlı ve sıralı cümleler olmak üzere
dört cümle çeşidi vardır.
a)
Basit Cümle:
Tek yüklemi bulunan, tek yargı bildiren cümleler yapı bakımından
basit cümledir. Basit cümleyi belirleyen tek yüklemin, tek
yargının bulunmasıdır. Yüklem dışındaki diğer ögelerin sayısı
önemli değildir. Basit cümleler hem isim hem fiil cümlesi
olabilir. Türkçede cümleler genellikle basit yapılıdır:
Eğri cetvelden doğru çizgi çıkmaz.
Akıllı düşman, akılsız dosttan yeğdir.
Güneş balçıkla sıvanmaz.
Yapısında fiil ismi, sıfat-fiil, zarf-fiil veya bu tür kelimelerden
yapılmış kelime grupları bulunan cümlelerde bu unsurlar bağımsız
yargı bildirmedikleri için, böyle cümleler de yapı bakımından
basit cümle sayılırlar:
Bu
kadar yolu yaya gitmek zor olabilir.
Gülü seven dikenine katlanır.
Ayaklarını sürüyerek yerine geçti.
b)
Birleşik Cümle:
İçinde birden fazla yargının bulunduğu cümleler, birleşik cümledir.
Bu yapıdaki cümlelerde esas yargıyı üzerinde bulunduran bir temel
cümle ve bu temel cümleyi çeşitli yönlerden tamamlayan yan
cümleler bulunur.
Türkçede şartlı birleşik cümle, ki’li birleşik cümle ve iç içe
birleşik cümle olmak üzere üç çeşit birleşik cümle vardır:
Şartlı birleşik cümle:
İçinde şart kipi bulunan cümledir. Şart kipi, diğer fiil
çekimlerinden farklı olarak bitmiş bir hareket göstermez, bir
yargı ifade etmez. Bu sebeple şart kipiyle bağımsız bir cümle
yapılamaz.
Bu yapıdaki cümlede şart kipini taşıyan yardımcı cümle önce, temel
cümle sonra gelir. Şart cümlesi temel cümleyi genellikle şart,
zaman, sebep, benzetme gibi anlamlarla tamamlar ve temel cümlenin
zarfı olur:
Derslerine düzenli çalışırsan sınıfını kolay geçersin.
Pazar günü hava güzel olursa gezmeye gideceğiz.
“Artık demir almak günü gelmişse zamandan
Meçhûle giden bir gemi kalkar bu limandan.”
(Yahya Kemâl)
Ki’li birleşik cümle:
Farsçadan dilimize giren ki bağlama edatıyla yapılan
birleşik cümledir. Ki edatı, çekimli bir fiilden sonra
gelince bağlama edatı olur. Bu cümlelerde ki edatına kadar
olan kısım asıl unsur; ki edatından sonraki unsur yardımcı
unsurdur. Bu sıralanış Türkçeye aykırıdır. Ki edatı
çıkarılınca cümle Türkçedeki sıralanışa uyar:
Duydum ki
unutmuşsun gözlerimin rengini. (Gözlerimin rengini unuttuğunu
duydum.)
Öyle insanlar vardır ki yaptıkları iyilikleri her fırsatta
söylemekten zevk duyarlar. (Yaptıkları iyilikleri her fırsatta
söylemekten zevk duyan insanlar vardır.)
Ki’den
önceki unsurun isim olması hâlinde ki, yardımcı cümleyi
asıl cümleye bağlamaz, asıl cümlenin yüklemini onun isim unsuruna
bağlar. Böyle cümlelerde söylenmese de anlamda bir değişiklik
olmaz:
Limon ki
bol vitaminli bir meyvedir, kışın yetişir. (Limon bol vitaminli
bir meyvedir, kışın yetişir. / Bol vitaminli bir meyve olan limon
kışın yetişir.)
İç
içe birleşik cümle:
Bir cümlenin herhangi bir görevle başka bir cümlede yer
almasıyla meydana gelen birleşik cümledir. Araya giren cümle,
temel cümledeki anlamı tamamlayan yardımcı cümle olarak nesne veya
diğer unsurlardan birinin parçası olur:
Edebiyat öğretmeni içinizde “Han Duvarları”nı okuyan var mı,
dedi.
Hayır, o değil, şu uzun boylu adam,
dedi.
c)
Bağlı Cümle:
Birden fazla cümlenin fakat, ama, ancak, lâkin, ve, veya
gibi edatlarla bir özneye bağlanarak oluşturduğu cümledir. Her
biri bağımsız cümle olan bu cümleler arasındaki ilgi, bağlama
edatlarıyla kurulmakta ve pekiştirilmektedir:
Konuşmayı erken öğrendim ama susmayı öğrenmem için yaşlanmam
gerekti.
Ölmek kaderde var,bize üzüntü vermiyor
Lâkin vatandan ayrılışın ıztırabı zor.
ç)
Sıralı Cümle:
Tek başına
bağımsız yargı bildiren iki veya daha fazla cümlenin bir anlam
bütünlüğü içinde sıralanmasıyla kurulan cümlelerdir. Yüklemleri
çekimli fiil olan sıralı cümleler, birbirinden virgül veya noktalı
virgülle ayrılır:
Alacağını
tahsil etmek için önce telefon etmiş, sonra biriyle haber
yollamış, olmayınca kendisi gitmek zorunda kalmıştı.
Bu sıralı cümlede yargı taşıyan telefon etmiş, haber yollamış,
zorunda kalmış yüklemlerini birbirine bağlayan –tı,
kip ekidir. Sıralı cümlede önceki yargılarda bu ek tekrarlanmayıp
son yargıya doğru bir bağımlılık sağlanır. Böylelikle cümlenin
bitmediği de hatırlatılmış olur.
Aradaki ilginin
ortak cümle ögeleriyle sağlandığı sıralı cümleler bağımlı
sıralı cümle; ilginin sadece anlam yönüyle
kurulduğu cümleler bağımsız sıralı cümledir:
Çetin, kantinde
bizi bekliyormuş, hemen yanımıza geldi, kolumuzdan tutup masasına
götürdü. (Özne, ortaktır.)
Öğretmeni Aysel’i çağırıyordu; Aysel hiç oralı değildi
a)
Fiil Cümlesi:
Yüklemi çekimli bir fiil veya fiil grubu olan cümle, yükleminin
türüne göre fiil cümlesidir. Her türlü hareket, iş, oluş
fiil cümleleriyle karşılandığı için fiil cümleleri isim
cümlelerine göre daha çok kullanılır.
Yükleminin geçişli fiil olması durumunda, fiil cümlelerinde
cümlenin bütün ögeleri bulunabilir. Fiil geçişsiz olursa cümlenin
nesnesi olmayacaktır.
“İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Önce hafiften bir rüzgâr esiyor,
Yavaş yavaş sallanıyor
Yapraklar ağaçlarda.”
(Orhan Veli)
Başlarını göklere çarpmaktan, genellikle cüceler korkar.
(Cenap Şahabettin)
Allah size bir yüz vermiş; bir tane de siz
eklemeyin.
(Shakespeare)
Mum, dibine ışık vermez
(Atasözü)
b)
İsim Cümlesi:
Yüklemi ek-fiille çekimlenmiş bir isim veya isim grubu olan
cümleler, yükleminin türüne göre isim cümlesidir.
İsim cümleleri, genellikle özne ve yüklemden oluşur. İsim
cümlelerinin olumsuzunu yapmak için değil ve yok
kelimeleri kullanılır. Ağzı var, dili yok.
“Ormanlar koynunda bir serin dere
Dikenler içinde sarı gül vardır.”
(Rıza Tevfik Bölükbaşı)
“Sen Türkiye gibi aydınlık ve güzelsin.
Benim doğduğum köyler de güzeldi.”
(Cahit Külebi)
“Ölmek değildir, ömrümüzün en feci işi
Müşkül budur , ölmeden evvel ölür kişi”
(Yahya Kemal)
Cesurun bakışı, korkağın kılıcından keskindir.
Yüklemin
cümle içindeki yerine göre iki çeşit cümle vardır.
a)
Kurallı (Düz) Cümle:
Türkçede asıl unsurlar sonra, yardımcı unsurlar önce geldiği için
cümlenin en önemli ve asıl ögesi olan yüklem genellikle cümlenin
sonunda yer alır. Yüklemi sonda olan cümle, kurallı cümledir.
Cümlede özellikle belirtilmek istenen unsurlar yükleme
yaklaştırılır:
Kayıhan, / bu akşam / pencerenin önünde / oturuyordu.
Kayıhan, / pencerenin önünde / bu akşam / oturuyordu.
Bu
akşam / pencerenin önünde / Kayıhan / oturuyordu.
b)
Devrik Cümle:
Yüklemi sonda olmayan cümle, devrik cümledir. Devrik cümlelere daha
çok şiir dilinde rastlanır. Günlük konuşmalarda, atasözlerinde ve
deyimlerde de zaman zaman devrik cümleler görülür. Cümlede
yüklemin dışındaki ögelerin yer değiştirmesi durumunda cümlenin
kurallılığı bozulmaz. Ancak yüklemin yeri değişirse cümle devrik
olur:
“Bir kökte uzamış sarmaşık gibi
Dökülmüş
gerdana saçların güzel.”
(Âşık Veysel)
“Aya haber sal çıksın bu gece;
Görünsün
şöyle gönlümce.”
(Cahit Sıtkı
Tarancı)
Sensiz kaldım bu yerde.
Gülme
komşuna, gelir başına.
Çocuktan al haberi.
Anlamına
göre üç çeşit cümle vardır.
a)
Olumlu Cümle:
Yargının gerçekleştiğini bildiren cümleler, olumludur. Bu
cümlelerin yüklemi varlık, olma veya bulunma bildirir:
Kurt kocayınca, köpeğin maskarası olur.
(Atasözü)
Gerçek belirince yalan ortadan kalkar.
(Atatürk)
Para ile satın alınan sadakat, daha fazla para ile de
satılır.
(Seneca)
Beklediğimiz haber, nihayet geldi.
Yapısı bakımından olumsuz görünen bazı cümleler anlam bakımından
olumludur. Cümlede iki olumsuz unsurun bulunması cümlenin anlamını
olumlu yapar:
Nasıl cevap vereceğini bilmiyor değildi.(=biliyordu)
Allah’tan korkmayan yoktur.(=herkes korkar)
Yapı bakımından olumsuz bazı cümleler soru yoluyla olumlu bir anlam
kazanabilir:
Siparişlerinizi getirmez olur muyum. (=getiririm)
Bayrakları bayrak yapan üstündeki kan değil midir?
b)
Olumsuz Cümle:
Yargının gerçekleşmediğini, yapılmadığını bildiren cümleler, anlam
bakımından olumsuzdur.
Fiilden fiil yapan –ma-, -me- olumsuzluk eki, değil
edatı ve yok kelimesi cümleleri olumsuz yapan unsurlardır:
Bundan sonra kimseyi kandırmayacak.
“Bu
güler yüzlü adam ben değilim.”
(Cahit Sıtkı Tarancı)
Cebimde beş kuruş para yok.
Yapı bakımından olumlu olan bazı cümleler soru ekiyle olumsuz bir
anlam kazanabilir:
Matematik sınavından 95 almak kolay mı? (Kolay değil.)
Babamın yanında hiç, sigara içebilir miyim? (İçemem.)
ne......ne
bağlama edatıyla kurulan cümleler de anlam bakımından olumsuzdur.
Cümlede bu unsur varsa yüklem mutlaka olumlu olmalıdır:
“Ne hasta bekler sabahı
Ne
taze ölüyü mezar
Ne
de şeytan, bir günahı
Seni beklediğim kadar.”
(Necip Fazıl)
Ne
sevenim var ne soranım var.
c)
Soru Cümlesi:
Herhangi bir şeyi öğrenmek için soru unsurlarıyla kurulan cümleler,
soru cümlesidir. Soru cümleleri genellikle, soru eki mı (mi,
mu, mü) ile yapılır. Ayrıca hani, hangi, kim, kaç, nasıl,
ne, neden, niçin gibi soru kelimeleriyle de soru cümleleri
kurulur. Soru cümlesi olumlu veya olumsuz olabilir:
Doktor içeride mi?
Hangi
konuyu anlamadınız?
Niçin
bu kadar geç kaldınız?
Yeni sınav yönetmeliği hakkında ne düşünüyorsunuz?
Üniversitemizi nasıl buldunuz?
Cümlede soru eki hangi kelimeden sonra gelirse onu sorar:
Aybars dün
arabasıyla geldi mi?
Aybars mı
dün arabasıyla geldi?
Aybars dün
mü arabasıyla geldi?
Aybars dün
arabasıyla mı geldi?
Soru ekinin her
zaman ayrı yazılması gerektiğini unutmayınız.
|